HRK, 15 AĞUSTOS HAMLESİ VE ARGK
PKK 2. Kongresi’nde gerilla mücadelesi kararı ve gerilla gücünün HRK olarak örgütlenmesi temelinde, 1984 Temmuz ayında HRK (Hezên Rizgariya Kurdistan) kurulur.
HRK, PKK’nin gerilla kanadını oluşturur; kendisini eylem grupları ve yerel gruplar olarak örgütler. Zagros, Botan, Amed ve Dersim’de yerel gerilla birlikleri yapılandırılır. Her bölge kendi özgünlüğü temelinde örgütlenir; örneğin Eruh grubu, Şemzinan grubu ve Çatak grubu gibi birimler oluşturulur. HRK, kendisini bu biçimde hareketli eylem birimleri olarak yapılandırır. Yerel grupların görevi parti çalışmalarını yürütmek ve halkla ilişkileri sürdürmektir. Propaganda, eğitim ve katılım sağlama gibi faaliyetleri yürütürler. Gerilla düzeninde kalarak eylemler yaparlar fakat birinci öncelikleri eylem değildir; esas işleri kitle çalışması, eğitim, propaganda ve örgütlemedir. Silahlı propaganda gruplarının esas görevi ise eylem yapmaktır. 15 Ağustos eylemi, bu gruplara dayalı olarak gelişir.
Mahsum Korkmaz, 15 Ağustos 1984 Eruh-Şemdinli baskınıyla HRK’nin kuruluşunu ilan eder. Kürdistan’da sömürgeciliğe karşı gerilla savaşı startının verildiği 15 Ağustos atılım hamlesiyle; Eruh ve Şemdinli jandarma karakolları, subay lojmanları ve devlet kurumları gibi resmi kuruluşlar hedef alınarak etkili şekilde vurulur. Eruh Jandarma Komutanlığı’nın ağır silah deposuna girilerek silahlar alınır, geri kalanı imha edilir. Bunun yanı sıra Eruh zindanının kapıları açılarak tutsaklar serbest bırakılır. 15 Ağustos atılım eylemleri, HRK adıyla Kuzey’in birçok bölgesinde yaygınlaşır. 15 Ağustos hamlesi, 1970’lerle başlayan mücadeleye hazırlık sürecinin ve ulusal direniş mücadelesinin zindanlardan dağlara ulaştığının, aynı zamanda ete kemiğe büründüğünün ilanı olur. 15 Ağustos atılımı, Kürt halkının tarihindeki ilk örgütlü silahlı direniş hareketidir; ilk kez planlı, örgütlü ve süreklilik kazanan bir direniş sürecine giriş yapılır. Bu hamle, bilinçli ve örgütlü şekilde geliştirilen ve kamuoyuna ilan edilen bir hareket olma niteliği taşır. Diğer bir açıdan, 12 Eylül darbe rejiminin önündeki en ciddi engeldir. 12 Eylül darbesinin özellikle Kürdistan’a yönelik aralıksız uyguladığı baskı ve işkence politikaları, 15 Ağustos atılımıyla ağır bir darbe alır. 15 Ağustos 1984, Kürt halkı ve Kürdistan için yeni bir dönemin başlangıcını ve yeni bir tarihin yazılmasını ifade eder. Öyle ki bu atılımla birlikte Kürt kadınlarının gerilla saflarına katılımı ivme kazanır.
Atılım hamlesiyle HRK’nin ilanının yanı sıra, cephe örgütlenmesi olarak kurulan ERNK’nin de ilan edilmesi planlanmıştır; ancak bu ilan o dönem gerçekleşmez. İlanın gerçekleşmemesinin nedeni Kesire Yıldırım’dır. ERNK kuruluş bildirgesini hazırlama görevi Kesire’ye verilir; ilan edileceği sürece kadar bildirgenin hazır olduğunu belirtir fakat bildirge istendiğinde bitirmediğini söyler. Bu nedenle ERNK ilanı gecikmeli olarak 21 Mart 1985 yılında gerçekleşir.
Gerillacılığın geliştirilmesine ve eyleme geçilmesine yönelik tüm provokatif çabalara rağmen, Agit arkadaş komutasında 15 Ağustos atılımı gerçekleştirilerek gerilla savaşı başlatılır. Atılım hamlesi ve gerilla savaşının başlangıcı olan Hilvan-Siverek eyleminin hazırlık çalışmalarında ve cephane taşıma gibi altyapı faaliyetlerinde Havva (Hanım Yaverkaya) ve Hatice yer alır. Eyleme fiili olarak katılmasalar da eylem öncesi hazırlıklarda aktif rol oynarlar.
Hanım Yaverkaya ve Sultan Yavuz, Hilvan direnişinde yer alan ailelerin kızlarıdır; aileleri tutuklanınca yurt dışına çıkarlar. Daha sonra PKK saflarına katılır ve askeri-ideolojik eğitim almak amacıyla Suriye sahasına geçerler. Beyrut ve Şam’daki evlerde yoğunlaşırlar. Okuma-yazmayı parti saflarında öğrenerek şiir yazmaya, hatta gazetelere yazılar yazmaya başlarlar. Hilvan Belediye Meclisi’nde yer alan annesinin tutuklanmasının ardından Hanım Yaverkaya bu durumdan etkilenerek, daha büyük bir hırs ve iddiayla çalışmalara katılır. Başarma isteği ve kararlılığı, kısa zamanda önemli gelişim sağlamasına neden olur. Botan’a geçen ilk gruplarda ve ilk silahlı propaganda birliklerinde yer alır. 15 Ağustos atılım hamlesinin hazırlık ve altyapı çalışmalarına katılır. Gerillada karma askeri birliğin komutanlığını yapan ilk kadın komutan olarak tarihte yerini alır. Eruh bölgesinde erkek gücünün manga komutanıdır. Botan’da, 28 Haziran 1985’te Eruh’un Bana köyü çevresinde iki arkadaşı ile birlikte girdikleri pusuda şehit düşer. Saatlerce süren çatışmada Halil ve Osman adlı yoldaşlarının şehit düşmesi üzerine çatışmaya tek başına devam eder. "Sen kadınsın, savaşamazsın, teslim ol" çağrısı yapan düşmana kadının nasıl savaştığını bizzat gösterir. Çatışmada sergilediği direniş, halk üzerinde büyük bir etki yaratır. Savaşçı ve inisiyatif sahibi oluşu, genel pratik konulardaki hâkimiyeti ile komutanlığı kabul görür. Kadının savaşamayacağına dair yargıların hâkim olduğu yıllarda erkeklere de komutanlık yapmış olması, kadına yönelik önyargıların yıkılmasını sağlar.
Bu döneme damgasını vuran kahraman kadınlardan bir diğeri Rahime Kahraman (Saadet)’tır. 1960 yılında Dersim Mazgirt’e bağlı Teman köyünde doğar. Lise okurken, ulusal şehitlerimizden olan kardeşi Baki Kahraman aracılığıyla ve Delil Doğan vasıtasıyla ulusal kurtuluş mücadelesini tanır. 1978 yılından itibaren aktif olarak faaliyetlere katılır, köylerde çalışmalar yürütür. Bildiri dağıtma, köy ve şehir arasında ilişkiler yaratma ve örgütleme faaliyetlerini sürdürür. Dersim’de örgütleme çalışmalarında yer alan Rahime Kahraman, 1981 yılında hakkında arama kararı çıkması nedeniyle Dersim kırsalına çekilir ve çalışmalarına illegal olarak devam eder. Karakoçan ve Bingöl çevresinde kırsalda kadın kitlesine yönelik örgütleme ve bilinçlendirme çalışmaları yürütür. Kardeşi Baki’nin şehadeti ile düşmana olan kini ve öfkesi büyür, daha sıkı mücadele eder. Rahime Kahraman bir yazısında bu süreci anlatırken; düşmanın 10 bin asker ve 8 helikopter ile sadece iki kişinin, yani kendilerinin peşine düştüğünü anlatır. 1982 yılında Suriye üzerinden Hevle eğitim kampına çekilir. 1983’te gerilla mücadelesine başlamak için Güney Kürdistan’ın Xinere-Lolan alanına geçer. Lolan’da bir süre kaldıktan sonra Botan’a geçer. Son derece yetenekli olan Saadet için, "adeta asker olarak doğmuştu" denilir. Gözü pekliği, korkusuzluğu ve cesareti ile dikkat çeker. Tehlikenin üzerine yürüyen ve gözünü budaktan sakınmayan çevik bir yapıya sahiptir. Saadet, gururlu ve düşmana boyun eğmeyen karakteri ile Kürt kadınının tarihten günümüze gelen özelliklerini temsil eder. 22 Eylül 1985 yılında Şırnak’a bağlı Çeme Mezin köyünde düşmanla girdiği çatışmada, yanındaki arkadaşı ile birlikte şehit düşer.
Rahime Kahraman’ın şehadeti halk üzerinde derin bir etki bırakır. Halkın cenazesine sahip çıkması, kadına yaklaşım konusunda büyük bir değişim yaratır. Önderlik, Rahime’nin şehadeti için: "Bir kız militanımız vardı. Kahraman bir kızdı. Yanımızdaydı. O da ilginç bir ölümle şehadete ulaştı. İlk şehitlerdendir. Hatta ölmediğine ve tekrar dirildiğine dair bir efsane yaratılmıştı. Hepsi aklımda" demektedir. Kürt halkı, Rahime Kahraman’ın şehadetine çok önemli bir anlam yükler. Halk içinde efsaneleşen bir Kürt kızı olarak; yeni doğan çocuklara onun adı verilir, saflara katılan birçok genç kız kod isimlerini ondan alır. Günümüzde halen Şırnak’ta bulunan mezarı, onlarca insan tarafından ziyaret edilmekte; kutsal bir mabette dua eder gibi dilekler tutulmaktadır. Kürt toplumundaki kutsal ziyaret inancı, Rahime Kahraman’ın mezarı için de geçerlidir. Mezarı başında edilen dileklerin kabul olduğuna, toprağının hastalıklara şifa verdiğine inanılır. Kadına bakış açısının değişmeye başlaması, kadının bir varlık olarak çarpıcı bir saygınlık uyandırması ve en kutsal değerlerin yerini alması Rahime’nin şahsında somutlaşır. Onun şehadetiyle birçok aile kızlarını gönüllü olarak mücadele saflarına katar. Rahime Kahraman, yaşadığı dönemde ve günümüzde özgürlük mücadelesinin daima örnek alınan bir komutanı olmuştur.
15 Ağustos atılımı niteliksel birçok gelişimi beraberinde getirir; PKK’nin kitlesel büyümesi, gerilla savaşının yaygınlaşması ve kadınların gerilla saflarına akması gibi hızlı bir gelişim sürecini başlatır. Özgürlük savaşı yaygınlaşırken en gözle görülür gelişimlerden biri de Kürt kızlarının katılımıdır. Feodal ölçülerin hâkim kılındığı ve kadının sadece "namus" olgusu olarak ele alındığı Kürt toplumunda, kızların dağlarda savaşa katılması ciddi sarsıntılar yaratır. Evinin dışına dahi tek başına çıkması ayıplanan kadının statüsü, 15 Ağustos hamlesinden sonra yerle bir edilir. Savaşın Kuzey Kürdistan’da yaygınlaşmasıyla birlikte kadın şehadetleri de yaşanmaya başlar. 1985 yılı, gerilla saflarında yaşanan kadın şehadetlerinin büyük yankı uyandırdığı bir yıl olur. Savaşçı kadınların şehadeti, Kürt toplumu üzerinde sarsıcı etkiler yaratır.
Özellikle düşmanın şehit düşen kadın gerillalara yönelik uygulamak istediği özel savaş politikaları ters tepmiştir. Düşman, Kürt kızlarının dağlarda erkeklerle birlikte savaşıyor olmasını toplumun namus anlayışı üzerinden zedelemek istemiş, tüm anti-propagandasını bunun üzerine kurmuştur. Bu nedenle, çatışmada şehit düşen Rahime Kahraman’ın (Saadet) cenazesine düşman tarafından bekaret kontrolü yaptırılır. TC devleti bu utanç verici uygulamalarla Kürt toplumunun namus algısı üzerinden çıkar sağlamak istemiştir; ancak bu silah bir bumerang gibi kendisine dönmüştür. Bu olaydan sonra Kürt halkının ve Kürt kadınlarının mücadeleye olan inancı ve güveni daha da bilenmiş, katılımlarda hızlı bir yükseliş yaşanmıştır. Toplum içerisinde Rahime Kahraman’ın mezarı kutsanmış, mezarından alınan toprağın dertlere derman olacağı inancı gelişmiştir. 15 Ağustos hamlesi ve ardından gelen kadın şehadetleri, Kürt toplumunda olağanüstü yeni bir dönemi başlatmıştır.
Devam edecek…


